Hakkımızda
Hoşçakal Bekar Hayat !
Geri Sayım Başladı ! Planlamanızı Kolaylaştıralım !
Dünyanın En Güzel Gelini Benim !
En Güzel Gelin İçin En Güzel Gelinlik, Aksesuar ve Takılar
Ünlü Gelinlerden İlham Aldık !
Beyaz Atlı Prensiniz İçin
Düğününüz İçin Muhteşem Fikirler
Düğün Temanıza Özel Önerilerimiz
Düğün Fotoğrafçısı Efe Babacan Paylaşıyor
DÜNYAMIZI ÖNEMSİYORUZ !
Düğün Müziğiniz ve Dansınız Sizi Anlatsın
Sıradışı Fikirler !
"Ev"leniyoruz
Ya Düğün Sonrası ?
Balayına Özel
Stil Sahibi Yeni Evliler
Fuar, Etkinlik & Prosedürler
Düğün Fotoğrafçısı Efe Babacan Paylaşıyor




Düğün fotoğrafçısı Efe Babacan keyifli düğün anılarını paylaşıyor...










Uyuyan Çocuklar

 

Çok sevdiğim gelinlerden biri kesinlikle düğün töreni esnasında çocuk görmek istemiyordu. Bence haklıydı da. Dans pistinin etrafında bir o yöne, bir bu yöne koşuşan çocuklari her zaman görürüz. Onlarda öyle bir enerji vardır ki, benim bir ayda yaktığım kaloriyi herhalde yarım günde yakıyorlardır. Onları izlerken, ben izlemekten yorulurum. Bebekler ve çocuklar şirin oldukları için her zaman fotoğrafa renk katarlar; ama bence onların geç vakitlere kadar düğünde o gürültülü ortamda kalmaları doğru değil. Düğünün sonlarına doğru mutlaka bir iskemle, bank veya koltuk üzerinde uyuyan bir çocuk vardır. Her nedense ebeveynleri ya da akrabaları bu çocuklarin fotoğrafını çekmemi isterler bazen. Bana uyuyan birisinin fotoğrafını çekmek anlamsız gelse de, rica ettikleri için çekmek zorunda kalırım. Çocugun fotoğrafı uyanıkken çekilmemis, şimdi uyurken çektirelim.




 





Kötü Zamanlamacılar

Aynı şekilde bazı aile büyükleri de gecenin başinda veya ortasında fotoğraf çektirmeyip, gece yarısından sonra yorgun, alkollü, saç baş, gömlek dağılmış, kan ter içinde fotoğraf çektirmek isterler. İşte ben bunlara yanlış zamanlamacı derim. Her şeyin bir vakti vardır; bazen de hiçbir şeyin vakti yoktur. İyi fotoğraf çektirmenin kesinlikle vakti yoktur; ama en doğru vakitlerde fotoğraf çektirmek en iyi sonuçları verir.



En Akıllı Çiftler

 

En akıllı çiftler fotoğrafa en çok zamanı ayıran çiftlerdir. Dört saat boyunca saç makyaj yaptıracaksınız; ve o güzel halinizin fotoğrafları olmayacak. Bence bu çok mantıksız. Hatta fotoğrafa az zaman ayırmak bile hata; çünkü on sene, yirmi sene hatta kırk sene sonra bile o fotoğraflara bakılacak. Aynı şey düğün pastası veya DJ için geçerli değil. Düğün pastası kötüyse, bir saat sonra unutulacak ve herkes dans etmeye devam edecek; eğer DJ kötü müzik çalarsa, iki hafta sonra unutulacak ama geriye kalan tek şey o güne ait fotoğraflar olacak. Geçenlerde çok tatlı bir çiftin fotoğraflarını çektim; damat sürekli bana teşekkür ediyordu. On ay önce evlenmişler; ve o gün fotoğraf çekmeye fırsatları olmamış; “bu işi yaptık mı, tam yapalım” demişler; ve bütün günü fotoğraf çekimine ayırdılar. Sonuç mu? O kadar güzel kareler çikti ki; bazıları bir gelin damat dergisinde yayımlandı. Damat neden mi sürekli teşekkür ediyordu? Çünkü gelin on aydır damadın başinın etini yiyormuş, doğru dürüst gelin damat fotoğrafları yok diye. Tabii ki tekrar saç, makyaj zahmetine giren gelin Ayşenur ve Ercan’i da üsenmedikleri için kutluyorum.


 

 


Damat Traşı


Ne güzeldir damat traşı, en fazla kırk beş dakika sürer. Futboldan, ekonomiden, havadan sudan konuşulur. Düğün hariç her şeyden konuşulur. Taş çatlasa bir saat sürer. Oysa gelinin saçı ve makyajı saatler sürer, hiç bitmez. Ömür biter, o saç ve makyaj bitmez. Ama bitince de gelin olur dünyanın en güzel gelini. Kolay mı prenses olmak? Herşeyin bir bedeli var…






 

 

Aynı Anda Las Vegas,  Bahamalar ve Phoenix’de Çekim

                                                                       

Amerika’da ilk bulunduğum yıl, yani daha yolun başindayken, 300-500 dolardan düğün çektigim oluyordu. Tabii o zaman tek amaç iş alarak, kendimi geliştirmekti. Hem freelance çalisiyor, hem de çok saygın fotoğrafçılara asistanlık yapıyordum. Aslında benim değişik bir statüm vardı; hiç bir zaman asistan olarak anılmadım. Bana hep “second shooter” yani, “ikinci fotoğrafçı” derlerdi. Asistan diyince daha çok kablo toplayan, malzeme çantasini taşiyan, reflektör tutan birisi akla geliyor. Kamerayı elime alınca harikalar yaratırdım; bunda sıcakkanlı Amerikan insanının da payı büyük tabii ki. Ben de iyi kareler çekince tabii asistanlık sürecim çok kısa, hatta hiç olmadı diyebilirim.
 

Peter Jordan için çalisiyordum; onun fotoğrafçısı olmak büyük bir gurur kaynağıydı benim için; çünkü Peter Jordan aynı anda Las Vegas, Phoenix ve Bahamalar’da fotoğraf çekimi olan, Amerika’nın güney eyaletlerindeki en büyük, en saygın kurumsal davetleri çeken firmanın sahibiydi. Peter ile Las Vegas, Houston, Phoenix ve Tucson gibi bir çok keyifli yerlere fotoğraf çekmeye gittik. Bu seyahatlerden benim için en ilginç olanı Colorado eyaletindeki Aspen kasabasıydı. Aspen sosyetenin kayak merkeziydi. Burada bir borsa milyonerinin 40. yaşgününü çekecektik. Aspen’e gelen ikiyüz davetlinin uçak biletleri yaşgünü sahibi Steve Honnor’in eşi tarafından alınmış, kasabanın en pahalı otelinde odaları ayarlanmıştı. Los Angeles’dan üç farklı müzik grubu, toplam otuzdört müzisyen getirilmişti. Steve paraşütle golf pistine indi ve kutlamalar başladı. Diğer şatafatlı dekorları, jetset olayları anlatmak istemiyor, direk konuya giriyorum. Bizden başka bir fotoğrafçı daha vardı. Her ne kadar ben onla tanışmaktan keyif alsam da, Peter orda kaldığımız sürece Joe’yu bir rakip olarak gördü. Ben 300 dolardan düğün çektigim zamanlarda, 15.000 dolardan düğün çeken Joe ile işte böyle tanıştım…

 

Amerika’da çalisirken çekilmis bir fotoğrafım… En önemli soru “Eğlenceli olan bir işi, nasıl daha eğlenceli hale getirebilirim?” sorusuydu…

 

                                                                           

Al Pacino İle Tanışmak Gibi

 

Bu Adana Demir Spor’da top oynayan Efe’nin, Barcelona’da top oynayan Messi ile tanışması gibi bir şeydi; veya Yeşilçam’daki bir figüranın Al Pacino ile tanışması gibi. Her zaman bana ilham kaynağı olmuş Peter Jordan’in yanında bir de bu işte gelebileceğim son nokta olan Joe vardı. O gezi benim için tam bir akademik çalisma idi.

 

Al Pacino demişken, bir gün Conrad Oteli’nin önünde damat ve gelini bekliyorum. Meraklı bir bayan elimdeki kamerayı görünce “Kim gelecek, hangi gazetedensiniz?” şeklinde beni soru yağmuruna tuttu. Bende espri olsun diye “Al Pacino gelecekmiş” dedim; ve dediğime pişman oldum. Bayan herkese haberi yaydı; ve kapının önünde yaklaşik yirmi kişi beklemeye başladık. Tabii en sonunda damat ve gelin gelince sessizce dağıldı kalabalık…

 

  

Limo

 

O gün hayatınızın en önemli günü; bence paraya kıyabildiğiniz kadar kıyın. Nasılsa on sene sonra çok paranız olacak; ama bu güzel günler geri gelmeyecek. Ne biliyim, kiralayın bir limuzin, fotoğraflarınız daha havalı olsun. Limuzinle de iş bitmiyor, balonlar alın, maskeler getirin. Farklı fotoğraflarınız olsun…


 










Efe Babacan ve çalismalari ile ilgili detaylı bilgi için :
http://efesphotography.com/